İnsanlar uzun yıllar boyunca uzak yerlerde yaÅŸayan diÄŸer topluluklarla haberleÅŸmeyi saÄŸlayacak deÄŸiÅŸik yollar aradılar. Açık havada ateÅŸ yakmak, parlayan aynalar kullanmak gibi ilkel yöntemler denediler. Fransız Claude Chappe 1793 yılında uzak mesafelerle haberleÅŸmeyi saÄŸlayan bir araç geliÅŸtirdi ve adını Telgraf koydu. Kulelerin tepelerine hareketli kollar takılırdı ve bu kolların yardımı ile iÅŸaretler yapılır rakam ve harfler iletilirdi. Aradan geçen zaman telgraf kullanımını geliÅŸtirdi. 1876 yılında Alexander Graham Bell, ilk defa konuÅŸmaları teller aracılığı ile iletmeyi baÅŸardı. Sağır olan insanlar üzerinde araÅŸtırma yapan Bell, seslerin havadaki yayılımını ve nasıl oluÅŸtuÄŸunu merak etmiÅŸ ve “armonik telgraf adında bir düzenek üstünde çalışırken, elektrik akımı sayesinde konuÅŸurken oluÅŸan titreÅŸimlere benzer deÄŸiÅŸimlerin benzer ÅŸeilde elektrik dalgalarıyla iletilebileceÄŸini bulmuÅŸtu.
  Bell 1876′da hatlı telefonlara benzer ÅŸekildeydi ve borazanı andıran bir görünümü vardı. Ağızlık ve kulaklık bölümleri biraradaydı. Ağızlığa konuÅŸulduÄŸunda ses sayesinde titreÅŸen diyafram sesleri elektrik dalgalarına çeviriyor, iletilen dalgalar diyaframa çarpıp tekrar ses haline geliyordu.
  Telefonun öncüsü olarak bilinen telgraf tel üzerinde sinyaller gönderilmesine yarıyordu. Telgraf başlarda trenlerin izlenip yönetilmesine yardımcı olmak amacı ile kullanılıyordu. Daha sonraları yaygınlaştı ve şehirler arası telgraf hatları döşendi.
  Mors alfabesi denilen alfabe mors anahtarı adında bir cihaz sayesinde iletiliyordu. Nokta ve çizgikerden oluşan sinyaller iki cihaz arasında iletiliyordu.
  Duvara monte edilen telefon ilk defa Edison tarafından üretildi. Mikrofon ve alıcı tasarımlarıda kendisine ait olmakla beraber telefon zilinide ilk defa sisteme entegre etti. Kullanıcı karşısındaki kişiyi dinlerken bir kolu sürekli çevirmesi gerekiyordu.
  Ahize 1885 yılında yapıldı ve yaygınlaÅŸmaya baÅŸladı. Metal olarak üretilen ahizeler 1930′lu yıllardan sonra plastik olarak üretilmeye baÅŸlandı.
  İlk telefon görüşmeleri santral memurları aracılığı ile gerçekleştirilirdi. Arayan kişi ile aranan kişinin bağlantı fişleri birleştirilerek iki tarafın görüşmesi sağlanırdı.
Kategori: BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR | Yorum (0)
 İskoçyalı John Napier çarpma - bölme ve toplama - çıkarma arasında bağlantılar kurdu. Kurduğu bu bağlantılar mekanik hesap yapma makinalarının temelini attı.
  Uzun yıllar boyunca insanlar hesap makinasını Blaise Pascal’ın icat ettiÄŸini düşündüler. Aslında ilk icadı onun yapmadığı, ondan 18 yıl önce hesap yapan bir saat icad eden  Wilhelm Schickard’ın yaptığı ortaya çıktı. Alman tarihçi Franz Hammer tarafından bu konuda pekçok belge bulundu. Schickard’ın icadı daha önce bulunmasına karşın Pascal’ın icadından daha geliÅŸmiÅŸ özelliklere sahipti. Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme iÅŸlemlerini aynı anda yapabiliyordu.1957 yılında belgeler ortaya çıkarıldı ve hesap makinasının gerçek mucidi olarak Schickard tarihe adını yazdırdı..
  1820 yılınca Charles Xavier Thomas de Colmar Fransa’da ilk ticari hesap makinasını üretti. Günümüzde kullanılan hesap makinaları o zamanlar kullanılanlardan çok farklıdır. Mekanik sistemler yerine günümüzde mikroiÅŸlemcili hesaplayıcılar kullanılıyor.MikroiÅŸlemcinin mucidi olan Jack Kilby bu iÅŸlemcileri kullanarak elektronik hesap makinalarını piyasaya sürdü. 1967 yılında ise birkaç arkadaşı ile birlikte ilk portatif hesap makinasını tanıttılar. Kilby ve Japon firması olan Canon 3 yıl sonra ilk ticari cebe sığan hesap makinalarını piyasaya sürdüler. Cebe sığacak kadar küçük olan bu cihazlara Pocketronic ismini vermiÅŸlerdi.
  Clive Sinclair İngiltere’de 1972 yılında Sinclair Executive adında bir hesap makinası icat etti. Pocketronic’ten daha küçük ebatlardaydı. Bazıları ilk cebe sığan hesap makinası olarak bunu kabul ediyorlar. İki cihaz arasında teknik farklılıklar vardı. Sinclair sonuçları LED bir ekranda gösteriyordu ancak Pocketronic ısıya duyarlı kağıda yansıtıyordu.
Kategori: BELİRLİ GÜNLER VE HAFTALAR | Yorum (0)
Denizaltı tasarımı ilk kez 1578′de matematikçi William Bourne tarafından geliÅŸtirildi. Bourne bu tasarımını hiç denemedi, ama 40 yıl sonra Cornelius Drebbel buna çok benzer tasarımlı bir denizaltı inÅŸaa etti ve ilk kez Thanes Nehri’nde denedi. AhÅŸap omurgasının üzeri deriyle kaylıydı ve bordalarında su geçirmeyen deri kaplamadan dışarı uzanan 12 küreÄŸi vardı. Denizaltısı suyun altında iki saat kalınca Drebbel’in oksijen üretme yöntemini bulduÄŸuna dair söylentiler yayılmıştı. Deneme gösterisinin baÅŸarılı olmasına karşın, İngiliz Bahriye Nazırlığı, Drebbel’ındenizaltısını kabul etmedi; bu fikrin geliÅŸtirilmesi daha sonraki mucitlere kalacaktı.
Kategori: İcatlar | Yorum (0)
Yapay havalandırma ve yapay soÄŸutma sistemleri artık çaÄŸlardan beri kullanılıyor:Eskiden insanlar kapı giriÅŸlerine ıslak hasırlar asarak ya da konutlarını(hava akımlarını, evin içine girmeden önce avludaki fıskiyelerin arasından geçirmek yoluyla) serinlik saÄŸlayacak ÅŸekilde tasarlayarak çözüm arıyorlardı. 19. yüzyıla gelindiÄŸinde, havayı serinletmek için buzun önüne vantilatörler yerleÅŸtirilmeye baÅŸlanmıştı; ama Willis H. Carrier’in icadı olan bilimsel olarak tasarlanmış ilk klima için 1902′yi beklemek gerekti.
  Carrier, 1901′de Cornell Üniversitesi elektrik mühendisliÄŸi bölümünden mezun oldu; aynı yıl Temmuz ayında Buffalo’daki Buffalo Forge Company’de çalışmaya baÅŸladı. Altı ay içinde ÅŸirketin araÅŸtırma geliÅŸtirme laboratuvarının başına getirildi. Buradaki ilk projelerinden biri, ısıtma bobinlerinden oluÅŸan bir sistemden geçirildiÄŸinde havanın ne kadar ısı soÄŸurabileceÄŸini belirlemekti; bulguları ÅŸirketin ısınma giderlerinde binlerce dolar tasarruf saÄŸladı. İlk projelerinden bir baÅŸkası da soÄŸutmaya yönelikti.; Brooklyn’de Sackett-Wilhelms Lithographing and Publishing adlı matbaa ÅŸirketi, ısı ve nem deÄŸiÅŸimleri yüzünden kağıdın genleÅŸmesi ve büzüşmesi sonucu baskı sürecinde renklerin donuklaÅŸması gib bir sorun yaşıyordu. Willis H. Carrier; 17 Temmuz 1902′de bu ÅŸirket için dünyanın ilk klimasının tasarımlarını tamamladı: Klima, matbaanın ısı ve nem oranını hassasiyetle denetleyen 30 tonluk bir makinaydı.
Kategori: İcatlar | Yorum (0)
Percy LeBaron Spencer’ın mikrodalgaların mutfakta kullanım potansiyelini, cebindeki çikolatalı fıstıklı gofreti erimiÅŸ halde bulduÄŸunda keÅŸfettiÄŸi söylenir; mikrodalga yayan ve magnetron adı verilen bir aygıtın önünden az önce geçmiÅŸ ve çikolatayı eriten ÅŸeyin o olup olmadığını araÅŸtırmaya karar vermiÅŸ. İçi boÅŸ magnetron, 1940′ların baÅŸlarında, Sir John Randall ve Dr. H.A.H. Boot adlı fizikçiler tarafından, uçak radarlarında kullanılacak mikrodalga üretme aracı olarak geliÅŸtirilmiÅŸti; İki fizikçi, icatlarının patentini 1947′de alacaktı. Bu yeni radar teknolojisi, savaÅŸ dönemi müttefiki ABD ile paylaşıldı; BaÅŸkan Roosevelt, kavite magnetronunun taktik öneminin çok iyi farkına vararak, onu “Kıyılarımıza ulaÅŸmış en iyi kargo” olarak tanımladı.
  Newton’daki Raytheon Manufacturing firmasında çalışan Spencer,aygıtta birçok deÄŸiÅŸiklik önerdi; sonuçta, beklendiÄŸi gibi magnetron üretim sözleÅŸmesini Raytheon firması kazandı
Kategori: İcatlar | Yorum (0)